Kimlerin dokunulmazlığı vardır ?

Mert

New member
Kimlerin Dokunulmazlığı Vardır? Eğlenceli Bir İnceleme!

Herkese merhaba forumdaşlar!

Bugün, büyük bir “dokunulmazlık” meselesine eğlenceli bir açıdan bakmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi, her toplumda ya da mekânda “dokunulmazlık” denen bir kavram vardır. Ama, kimler gerçekten dokunulmazdır? Hangi kişilere kimse dokunamaz? En sıradan, en basit yerlerden başlayarak, şimdi gelin, bu dokunulmazlık meselesine biraz mizahi bir bakış atalım.

Evet, evet, kimlerden bahsediyorum? Tabii ki! Erkekler, kadınlar, anneler, kedi sahipleri ve özellikle... motorlu taşıt sahibi olanlardan! Hepimiz bir şekilde bu “dokunulmaz” gruptan birine dahiliz, değil mi?

Kadınların Dokunulmazlığı: İhtiyaç Anında “Çalışmıyor!”

Kadınların dokunulmazlığı, hiç şüphe yok ki, “uygulanabilir” olabilecek en güzel, en stratejik dokunulmazlıklardan biridir! Hepimizin bildiği gibi, kadınların sahip olduğu dokunulmazlık bazen insanlık dışı düzeylere ulaşabiliyor.

Mesela, bir kadının “çalışmıyor” dediği telefon, sırf o anda “acil” bir şey yapması gerektiği için, birdenbire “dokunulmaz” hale gelebilir. O an, çevresindeki herkesin de “sadece dinleyici” olması gerekir. Erkekler, bu konuda oldukça stratejik bir yaklaşım geliştirebilirler: "Evet, telefon gerçekten ‘çalışmıyor’” diyerek çözüm odaklı yaklaşmayı tercih edebilirler ama... o telefon hala açılmayacaktır.

Kadınların başka bir dokunulmazlık alanı da ilişkilerde devreye giriyor. Bir kadın “bana şunu al” dediğinde, bu alışveriş talebi, bir dilek gibi kabul edilir. “Neden?” diye soran bir erkeğe karşı verilecek cevap hep aynıdır: “Çünkü ben söyledim!” Bu, adeta evrensel bir kural gibi. Bu da bambaşka bir dokunulmazlık alanıdır. Tabii, kadınlar da bazen kendi empatik bakış açılarıyla, karşındakinin ruh halini okuyarak, herkesin hayatını kolaylaştıran bir “dokunulmazlık” yaratabiliyorlar. Anlayışlı olma, empati kurma ve “biz” olma refleksi, kesinlikle bir tür süper güç!

Erkeklerin Dokunulmazlığı: Stratejiyle “Yanıltıcı” ve “Anlatıcı” Durumlar

Erkekler, dokunulmazlıklarını genellikle çözüm odaklı yaklaşımlarla oluştururlar. Düşünün bir kere, bir erkeğin başına “basit” bir ev içi problem geldiğinde, başta soğukkanlılıkla yaklaşır: "Sorun değil, hallederim." Hadi bakalım, burada bir dokunulmazlık devreye giriyor! “Bu basit bir şey!” diyen erkek, aslında karmaşık bir sistemin içinde kaybolmuş olabilir.

Mesela, mutfakta kaybolan bir çatalın çözümü: “Tamam, ben şimdi onu bulurum!” diyerek stratejik bir hamle yapar. Ama, işin aslı şöyle: Gerçekten bulmaya çalışmak, öyle kolay bir iş değildir. Burada, erkeklerin çözüm odaklı bakış açıları devreye girer: “Çatal? Bu, en azından yaklaşık olarak bir saniye içinde bulunur!”

Aynı şekilde, kadınlar da bazen bu tür durumlar karşısında erkeklerin “çalışıyor” tavırlarına saygı göstermek durumunda kalır. “Yani gerçekten mi?” diye sorarlar, ama sonrasında geri çekilip, bir şekilde olaya “başarıyla” yaklaşan erkeklerin dokunulmazlıklarına müdahale etmemeye karar verirler.

Annelere Dokunulmazlık Verilen Alan: Onların Dünyası

Şimdi, bir annenin dokunulmazlık seviyesini kimse sorgulayamaz, değil mi? Annenin 5 saniyelik bir anlık sessizliği, mutfakta yemek yaparken, “benim için hiçbir şey yok” diye geçirdiği o birkaç dakika, dokunulmazlık anlayışının zirvesini ifade eder.

Bir anne “uyuyor” dediğinde, herkes sessizleşir. Ancak, bir sorun olduğunda, o çığlıklar arasından anneler, sanki birer süper kahramanmış gibi, hemen o an harekete geçerler. Ve tabii ki, annelerin sesini duyan bir çocuğun gözlerindeki bakış, bir annenin gücüne dair en saf ve en dokunulmaz unsurlardan biridir.

Bunun yanında, annelerin sadece çocuklarıyla değil, toplumdaki diğer kadınlarla olan bağları da onların sosyal dokunulmazlıklarının bir parçasıdır. Kendilerini, her durumda çözümler üretme kapasitesine sahip olarak, hem evde hem de dış dünyada kendi alanlarını yaratırlar.

Kedilerin Dokunulmazlığı: Evdeki Gerçek Krallar ve Kraliçeler!

Evet, evet, kediler! Onların dokunulmazlıklarını kimse tartışamaz. Kediler, evde tam anlamıyla “dokunulmazlık” kavramını yeniden tanımlarlar.

Bir kedi sahipleri, evde bir yere yerleştiğinde, oradan gitmesine kimse müdahale edemez. Çünkü o koltuk, yatağınız ya da masanız, aslında kedinizin izlediği “vitrin” haline gelir. Kedinin tasmasız hali, gerçek bir “diktatörlük” hükmünü yürütür!

Bunun yanında, kediler de çok empatik varlıklardır. Hangi zamanlarda kucaklaşılacağı, hangi anlarda "mırrr" diye ses çıkarılacağı konusunda oldukça hassasiyet gösterirler. Bu da onların hem “sosyal” hem de “dokunulmaz” olma kapasitesini pekiştirir.

Sonuç Olarak: Herkesin Bir Dokunulmazlığı Var!

Şimdi forumdaşlar, konuyu biraz daha eğlenceli hale getirelim. Hepimizin etrafında, kimseye dokunulmazlık hakkı tanımadığını düşündüğümüz insanlar var mı? Ya da belki, “yoksa biz mi dokunulmazız?” dediğimiz anlar oluyor mu? İşte şimdi, hep beraber bu ilginç konuyu biraz daha konuşalım.

Hadi, hep birlikte bir tartışma başlatalım!

- Sizin dokunulmazlık anınız nedir?

- Evdeki “dokunulmaz” varlık kim?

- “Dokunulmazlık” dediğimizde aklınıza neler geliyor?

Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum, ne de olsa biraz gülmek hepimize iyi gelir!
 
Üst