Panik atak kimlerde görülür ?

Emirhan

New member
Panik Atak Kimlerde Görülür? Sosyal Faktörlerin Rolü Üzerine Bir Bakış

Panik ataklar, aniden ortaya çıkan, yoğun bir kaygı ve korku hissiyle karakterize edilen, bazen hiç beklenmedik bir anda insanı saran bir deneyimdir. Birçok insan bu deneyimi bir veya birkaç kez yaşamış olsa da, bazı gruplar bu durumu daha sık ve yoğun bir şekilde yaşayabilir. Ancak, panik atakların yalnızca kişisel bir sağlık problemi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerle şekillenen bir olgu olduğunu görmek önemlidir. Bu yazıda, panik atakların kimlerde daha fazla görüldüğünü, toplumsal yapılar, eşitsizlikler ve normlar çerçevesinde inceleyeceğiz.

Toplumsal Yapılar ve Panik Ataklar: Kimler Daha Çok Etkileniyor?

Panik ataklar, sadece biyolojik veya psikolojik faktörlere dayalı bir sorun değildir. Aynı zamanda toplumun dayattığı yapılar ve normlar tarafından şekillendirilir. Toplumdaki cinsiyet rolleri, ekonomik eşitsizlikler ve ırkçı yapılar, bireylerin ruhsal sağlıklarını doğrudan etkiler. Özellikle kadınlar, düşük gelirli bireyler ve ırksal azınlıklar, sosyal yapılar tarafından daha fazla baskı altında oldukları için panik ataklara daha yatkın olabilirler.

Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Normları

Kadınların panik atak yaşamaları, toplumsal cinsiyet normları ile doğrudan ilişkilidir. Araştırmalar, kadınların erkeklere göre panik bozukluğu yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğunu göstermektedir (Nolen-Hoeksema, 2012). Kadınlar, toplumda genellikle daha duyarlı, merhametli ve duygusal olarak daha açık olmaları beklenen bir konumda bulunurlar. Bu sosyal baskılar, kadınların duygusal streslerini dışa vurmaktan ziyade içlerinde biriktirmelerine yol açabilir. Ayrıca, iş ve ev arasındaki dengeyi kurmaya çalışırken, ailevi sorumluluklar ve iş gücü beklentileri de onları duygusal olarak tüketebilir.

Toplumsal normlar, kadınları güçlü olmaları gerektiği, duygusal zorlukları aşmak için başkalarına destek olmaları gerektiği konusunda teşvik eder. Bu beklentiler, kadının kendi duygusal ihtiyaçlarına geri dönmesini ve yardım almasını zorlaştırabilir, dolayısıyla ruhsal sağlık sorunları daha uzun süre göz ardı edilebilir. Kadınların sürekli olarak başkalarını mutlu etme çabaları, panik atakların sık yaşanmasına neden olabilir.

Erkekler ve Duygusal Bastırma

Erkeklerin panik atak yaşama oranları, kadınlara göre genellikle daha düşüktür, ancak bu, onların bu durumu daha az yaşadıkları anlamına gelmez. Aksine, erkeklerin panik ataklar gibi duygusal zorluklarını daha az ifade etmeleri, bu rahatsızlıkların daha az görünür olmasına neden olabilir. Erkekler, genellikle toplumsal olarak 'güçlü' ve 'dayanıklı' olmaları beklenen bireylerdir. Bu nedenle, duygusal zorluklar yaşadıklarında, bunu başkalarına açmak yerine kendi başlarına çözmeye çalışabilirler.

Bu çözüm odaklı yaklaşım, erkeklerin duygusal sağlıklarını ihmal etmelerine ve daha uzun süre bu duygusal yükü taşımalarına yol açabilir. Sonuç olarak, erkeklerin panik ataklar ve kaygı bozuklukları yaşadığı durumlar, genellikle daha az fark edilir ve tanı almakta gecikilebilir. Toplumdaki bu 'erkek olma' baskısı, erkeklerin duygusal sağlıklarını ihmal etmelerine yol açarak, panik atakları daha karmaşık hale getirebilir.

Irk ve Etnik Kimlik: Ayrımcılığın Etkileri

Irk, etnik kimlik ve kültürel bağlam, panik atakların tetiklenmesinde önemli bir rol oynar. ırksal ayrımcılığa maruz kalan bireyler, sürekli bir tehdit algısı içinde yaşadıkları için daha fazla stres ve kaygı yaşayabilirler. Yapılan çalışmalar, ırksal ayrımcılığa maruz kalmanın, ruhsal sağlık üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve bu deneyimlerin panik atakları tetikleyebileceğini göstermektedir (Williams & Mohammed, 2009). Irkçılık ve etnik stereotipler, bir bireyin kendini güvensiz hissetmesine neden olabilir, bu da panik atak gibi psikolojik rahatsızlıkları tetikleyebilir.

Özellikle etnik azınlıklar, hem toplumsal baskılarla hem de ırksal eşitsizliklerle karşı karşıya kalabilirler. Bu bireylerin yaşadıkları sosyal çevre, sürekli bir endişe, korku ve stresle şekillenir. Sürekli olarak 'diğer' olarak görülmek, duygusal sağlıklarını zayıflatabilir. Bunun sonucu olarak, panik ataklar daha sık ve yoğun hale gelebilir.

Sınıf Eşitsizliği ve Panik Ataklar

Ekonomik durum, panik atakların görülme sıklığını etkileyen bir diğer önemli faktördür. Düşük gelirli bireyler, ekonomik belirsizlik, iş güvencesizliği ve yaşam koşullarındaki zorluklarla başa çıkmak zorunda kaldıklarında, bu stres faktörleri ruhsal sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Ekonomik eşitsizlik, panik ataklar ve kaygı bozuklukları gibi durumları tetikleyebilir.

Sınıf farkları, insanların erişebileceği sağlık hizmetlerini ve psikolojik desteği de etkiler. Düşük gelirli bireylerin psikolojik destek alması, genellikle ekonomik sebeplerle sınırlıdır. Bu durum, panik atakların tedavi edilmesini zorlaştırabilir ve semptomların daha da kötüleşmesine yol açabilir.

Düşündürücü Sorular

- Toplumsal cinsiyet normlarının panik ataklar üzerindeki etkilerini azaltmak için toplumsal yapılar nasıl değiştirilebilir?

- Irksal ve sınıfsal eşitsizlikler, bireylerin psikolojik sağlıkları üzerinde nasıl daha fazla etkili olabilir?

- Erkeklerin duygusal sağlıklarını daha iyi yönetebilmesi için toplumsal normlar nasıl dönüşebilir?

Panik atakların kimlerde daha fazla görüldüğü, yalnızca bireysel bir durum değil, aynı zamanda toplumsal yapılar ve normlar tarafından şekillenen bir olgudur. Kadınlar, erkekler, ırksal azınlıklar ve düşük gelirli bireyler, toplumsal eşitsizlikler nedeniyle daha fazla strese ve kaygıya maruz kalabilirler. Bu nedenle, panik atakları daha iyi anlamak ve çözümlemek için toplumsal yapıları, eşitsizlikleri ve normları göz önünde bulundurmak önemlidir.
 
Üst